Bağdat Caddesi. Beyaz Apt. No:339/7 Erenköy / İstanbul

Sıkça Sorulan Sorular

Kulak kiri olarak adlandırılan birikinti aslında kulak kanalının yağlı tutulması için gerekli olan normal kulak akıntılarının birikmesi sonucu olur. Normalde herhangi bir temizlenmeye gerek kalmadan bu yağlı akıntı dışkulak yolundan dışarıya atılır. Ancak dar kanal, aşırı kıllanma, fazla sekresyon veya infeksiyon gibi bir nedenle bu akıntılar birikir ve bir tıkaç oluşturarak işitmeyi engelleyebilir. Zamanla ağrıya neden olabilir. Son zamanlarda tıkaç oluşmasının en büyük nedeni kişilerin kulak temizliği için pamuklu kulak çubuklarını kullanmasıdır. Bu tıkaç mikroskop altında bir aletle veya bir aspiratörle emilerek çıkartılır. Kulak irrigasyonu (yıkanması) da bir diğer yöntemdir. Özellikle hassas kişilerde ve çocuklarda tercih edilir. Yıkanmadan sonra daha fazla kir birikeceği yada bunun bir alışkanlık yaratacağı inancının bilimsel bir temeli yoktur.

Yüksek sesin işitme üzerine kötü etkisi bilinen bir gerçektir. İşitmenin bozulması için hergün 6-7 saat süreyle 90 dB den daha yüksek bir sese maruz almak gerekir. Walkman gibi müzik araçlarıyla bunun gerçekleşmesi zor görünse de yinede uzun süre ve yüksek volümle dinlenilmesi zarar verebilir. Özellikle yüksek sesli müzik yapan müzisyenler ve DJ ler risk altındadırlar. Ayrıca kulak kanalına takılan küçük kulaklıkların dışkulak yolunda infeksiyon yapma riski de vardır.

Kulak kiri varlığında bu termometrelerin vereceği sonuç değişmez. Ancak bir orta kulak infeksiyonu ve özellikle akıntı varsa sonuç etkilenebilir.

Kulak zarındaki delinme ve sürekli iltihaplı akıntı ile karakterize kronik ortakulak infeksiyonları tehlikeli hale gelebilir. İnfeksiyon ortakulak ve çevresindeki kemikleri eriterek kafa içine yayılarak beyin apselerine ve diğer ciddi infeksiyonlara neden olabilir. Bu durumda acil olarak bir cerrahi tedavi gerekebilir.

Genellikle yapılan hata bebeklerde işitme kaybının belli bir yaşa gelinceye kadar anlaşılamayacağı veya anlaşılırsa tedavinin veya işitme cihazının belli bir yaştan sonra kullanılabileceği düşüncesidir. Gelişmiş yöntemlerle yenidoğanların bile işitme düzeyleri ölçülebilmektedir. Çocukların konuşmaya başlama yaşı olan 2 yaşından önce mutlaka gerekli tedavi yapılmalıdır. Bu dönemden sonra yapılan uygulamaların başarı şansı daha azdır.

Anne hamilelik sırasında kızamıkçık, viral bir enfeksiyon ve grip geçirmiş, alkollü içecek tüketmişse, Doğum ağırlığı 1600 gramdan düşükse, Doğumda sarılığı olmuş ve kan değişimi uygulanmışsa, Herhangi bir hastalık nedeniyle yeni doğan yoğun bakım ünitesinde beş günden fazla kalmışsa, Özellikle ilk bir ayda damardan iğne ile antibiyotik almışsa, Menenjit geçirmişse, Ailede erken yaşlarda başlamış kalıcı veya ilerleyen işitme kayıplı kişiler varsa Kulaktan kanamanın olduğu veya olmadığı kafa travması,kaza geçirmişse, 3 aydan fazla süren, kulakta sıvının olduğu tekrarlayan kulak enfeksiyonu varsa, Doğumdan 6 aya kadar; beklenmedik yüksek sesli gürültülerle irkilmiyor, hareket etmiyor, ağlamıyor veya her hangi bir şekilde tepki vermiyor, yüksek sesli gürültülerle uyanmıyor, kendiliğinden sesleri taklit etmiyor, sadece sesle sakinleştirilemiyor ve başını sese doğru çevirmiyorsa 12 aya kadar; sorulduğunda tanıdık kişi veya eşyaları gösteremiyor, konuşma sesi çıkarmıyor, “el salla” ”elini çırp” gibi basit sözleri yalnız dinlemekle anlamıyorsa, 24 aya kadar; hafif bir sesle ilk seslenişte doğru yöne dönmüyor, çevreden gelen seslere duyarsız, ilk seslenişte sese cevap vermiyor veya sesin nereden geldiğini anlayamıyorsa, tanıdık insanlar ve evde çevresindekiler için basit kelimeleri kullanmaya yada taklit etmeye başlamadıysa,

Yukarıdaki göstergelerden bir veya daha fazlası varsa, veya çocuğunuzun normal duymadığından şüpheleniyorsanız kulak muayenesi ve işitme testi gerekir. Bu herhangi bir yaşta, doğumdan hemen sonra bile yapılabilir. Bilgisayarlı işitme taramaları ile yeni doğanlarda işitmeyi taramayı mümkün kılar. Bu testler anne, baba veya çocuğun fark etmediği hafif işitme kayıplarını bile ortaya koyabilir. Tek kulaktaki bir kayıp bu yolla saptanabilir. Böyle bir kayıp, hafif bile olsa konuşma ve lisanı etkileyebilir. İşitme kaybı kulak kiri veya kulakta sıvı birikmesinden bile kaynaklanabilir. Bu tipte işitme kaybı olan birçok çocuğun işitmesi ilaç tedavisi veya küçük bir cerrahiyle düzeltilebilir. Bazı çocuklarda değişik seviyelerde kalıcı işitme kayıpları vardır. Erken teşhis, erken tedavi, işitme cihazı uygulanması ve özel eğitim programlarına erken başlamak, çocuğun mevcut işitmesini en yüksek seviyeye getirmeye yardımcı olur.

Yukarıdaki göstergelerden bir veya daha fazlası varsa, veya çocuğunuzun normal duymadığından şüpheleniyorsanız kulak muayenesi ve işitme testi gerekir. Bu herhangi bir yaşta, doğumdan hemen sonra bile yapılabilir. Bilgisayarlı işitme taramaları ile yeni doğanlarda işitmeyi taramayı mümkün kılar. Bu testler anne, baba veya çocuğun fark etmediği hafif işitme kayıplarını bile ortaya koyabilir. Tek kulaktaki bir kayıp bu yolla saptanabilir. Böyle bir kayıp, hafif bile olsa konuşma ve lisanı etkileyebilir. İşitme kaybı kulak kiri veya kulakta sıvı birikmesinden bile kaynaklanabilir. Bu tipte işitme kaybı olan birçok çocuğun işitmesi ilaç tedavisi veya küçük bir cerrahiyle düzeltilebilir. Bazı çocuklarda değişik seviyelerde kalıcı işitme kayıpları vardır. Erken teşhis, erken tedavi, işitme cihazı uygulanması ve özel eğitim programlarına erken başlamak, çocuğun mevcut işitmesini en yüksek seviyeye getirmeye yardımcı olur.

Travmaya bağlı kulak zarı yırtılmaları (zar perforasyonları) herhangi bir enfeksiyon eklenmezse büyük oranda kendiliğinden iyileşebilmektedir. Ancak bir KBB uzmanı bu iyileşmenin düzgün ve çabuk olabilmesi için basit girişimler yapmaktadır. Travmayı takip eden ilk 24-48 saatte başvurmanız tedavi olasılığını yükseltir.

İşitme kayıplarının en sık nedenlerinden olan kulak buşonu yaklaşık 30-40 decibel civarında bir işitme kaybına yol açabilir.

Ani gelişen yüz felcinin en sık nedeni Bell paralizisi adı verilen ve nedeni tam olarak bilinmeyen bir hastalıktır. Ancak özellikle ortakulak infeksiyonları sonrasında da yüz felci gelişebilmektedir. Bu nedenle bu hastaları ilk görecek ve tedavisini üstlenecek hekim bir KBB Uzmanıdır. Yüz felci geçirdiğini anlayan veya bu tanı konulan hasta hemen bir KBB uzmanı tarafından görülmelidir. Aktif ve hızlı tedavi hastalığın sonuçları açısından çok önemlidir. KBB hekimi gerekli ilaç tedavisini veya cerrahi bir müdahaleyi acilen yapmalıdır.