Bağdat Caddesi. Beyaz Apt. No:339/7 Erenköy / İstanbul
Sinüzit cerrahisi

Sinüzit Cerrahisinde Hangi Yöntem Uygulanmalı?

Sinüzit Nasıl Bir Hastalıktır?

Burun, insan vücudunun temel fonksiyonu olan solunumu sağlayan bir sisteme sahiptir. Sinüsler, burun sisteminin bir parçası olarak işlev gören ve çeşitli fonksiyonlara sahip yapılar olarak karşımıza çıkmaktadır. 

İnsan kafasında, yedi adet sinüs adı verilen ve içi sürekli olarak hava ile kaplı olan boşluklar bulunmaktadır. Bütün sinüsler, burun içerisine açılan bir deliğe sahiptir ve bu yolla sürekli havalanmaktadırlar. Sinüsler aynı zamanda, mukus üreten burun fonksiyonlarının da bir parçasıdır. Normal burun fonksiyonları gereği, günde yaklaşık yarım litre mukus salgılanmaktadır. Solunum yoluyla alınan havayı temizlemek amacıyla üretilen mukus sıvısı, yine normal işleyiş gereği, boğaza süzülerek mide asidi tarafından yok edilmektedir. Çeşitli sebepler ya da faktörler sonucu, sinüs boşluğu içerisinde enfeksiyon ortaya çıkması durumu, sinüzit olarak adlandırılmaktadır. 

Sinüs boşlukları içerisinde enfeksiyon oluşumu, sinüslerin birinde, birkaçında ya da hepsinde meydana gelebilmektedir. Sinüs deliklerinin geçici bir süre tıkanması sonucu; akut sinüzit, 12 haftadan uzun bir süre tıkanıklık göstererek kalıcı seyir göstermesi ise; kronik sinüzit olarak adlandırılmaktadır. 

Sinüzit, hipertansiyon ve romatizma gibi hastalıklardan daha çok gözlemlenmekte olup, kişinin yaşam kalitesine şeker ve kalp hastalıklarından daha fazla olumsuz etkiler meydana getirmektedir. Sinüzit; kişide en temel olarak burun tıkanıklığına sebep olmakla beraber, alın bölgesinde ağrı, gün içerisinde hissedilen yorgunluk ve halsizlik hissi, horlama ve uyku problemlerini de beraberinde getirmektedir. İnsan vücudunda mide, bağırsak ve akciğer sorunlarına da zemin hazırlayan sinüzitin tedavisi bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. 

Sinüzit Tedavisi

Sinüzitin doğru ve etkili şekilde tedavi edilmemesi durumunda; kronik farenjit, kronik gastrit, menenjit ve reflü gibi hastalıklara sebep olabilmekte, göz çevresi enfeksiyon ve apselerine ya da beyin apsesine yol açabilmektedir. 

Sinüzit, temel olarak 3 şekilde sınıflandırılmakta ve tedavileri bu doğrultuda gerçekleştirilmektedir. Temel üç sinüzit tipini; akut, subakut ve kronik sinüzit olarak sıralayabilmekteyiz. 

Akut Sinüzit Tedavisi

Akut sinüzitler, temel sinüzit belirtilerinin (öksürük, burun tıkanıklığı, soğuk algınlığı, ateş, koyu renkli burun akıntısı, geniz akıntısı, uzun süre geçmeyen baş ağrısı gibi) yaklaşık olarak 4 hafta sürdüğü, ilaç tedavisiyle ya da kendiliğinden iyileşme gözlemlenen sinüzit vakalarıdır. 

Akut sinüzitin tedavisinde ilk amaç, sinüzit belirtilerinin ortadan kaldırılmasıdır. Bu doğrultuda, akut sinüzit tedavilerinde medikal tedavi uygulanmaktadır. Geniş spektrumlu antibiyotik, lokal ve nazal dekonjestanlar, sistemik dekonjestanlar ve analjezikler kullanılarak hastalığa bağlı şikayetler ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır. Akut sinüzitte, antibiyotik tedavisi önemli ve etkili bir tedavi sağlamaktadır. 

Subakut Sinüzit Tedavisi

Subakut sinüzit, akut sinüzitin henüz tam olarak iyileşmediği, kronik sinüzitin ise tam olarak oluşmadığı aşamadır. Bu aşamada gerekli ilaç tedavisine devam edilmektedir. 

Kronik Sinüzit Tedavisi

Sinüzit belirtilerinin, uygulanan ilaç ve antibiyotik tedavilerine rağmen, 12 haftayı geçen süre boyunca seyir göstermesi kronik sinüzit olarak adlandırılmaktadır. 

Kronik sinüzit durumlarında, öncelikli olarak antibiyotik tedavisi uygulanmakta, ancak iyileşme sağlanamadığı ve şikayetlerin devam ettiği durumlarda, sinüzit cerrahisine başvurulmaktadır. 

Sinüzit Cerrahisi Tedavi Yöntemleri

Sinüzit, sadece Türkiye’de 15 milyon kişinin yaşamını olumsuz etkileyen önemli ve sık rastlanan bir sağlık sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Sinüs deliklerinde tıkanma meydana gelmesi ile başlayan sinüzit, kronikleşerek insanların yaşam kalitesine olumsuz etkiler oluşturmaktadır. 

Kronik sinüzitin cerrahi yöntemle tedavisinde, burun içinde bulunan hassas ve ince yapıdaki kıkırdak dokulara zarar verilebilmektedir. Sinüs dokularının zarar görmesi ve uzun süren iyileşme korkusu sebepleriyle sinüzit tedavisi ertelenebilmekte, bu durum kişilerin hayatında daha uzun süren sinüzit olumsuz etkileri oluşturmaktadır. Ancak gelişen teknoloji ve geliştirilen yeni yöntemlerle, sinüzit cerrahisinde daha etkili ve konforlu uygulamalar gerçekleştirilebilmektedir.

Endoskopik Sinüs Cerrahisi

1980’li yılların sonunda uygulanmaya başlanan endoskopik sinüs cerrahisi, teknolojik gelişmeler doğrultusunda oldukça geliştirilmiş ve kronik sinüzit tedavisinde en sık uygulanan cerrahi yöntem haline gelmiştir. 

Endoskop aleti yardımıyla, sinüsler ayrıntılı şekilde gözlemlenebilmekte ve doğal kanallarda oluşan tıkanmalar bu yöntemle düzeltilerek açılabilmektedir. Endoskopik yöntemle ulaşılan sinüs deliği, cerrahi yöntemlerle genişletilmektedir. 

Endoskopik sinüzit cerrahisinde başarılı sonuçlar elde edilse de sinüs deliklerinde oluşturulan genişletme, kalıcı olmayabilmektedir. Cerrahiye bağlı olarak iyileşme döneminde yapışıklıklar ya da cerrahi komplikasyonlar ortaya çıkabilmekte, bu durumlarda iyileşme süreci uzayabilmektedir. 

Balon Sinüsoplasti

Balon sinüsoplasti cerrahi yöntemi, burun içerisinde hiçbir dokuya zarar vermeden gerçekleştirilen işlemler olarak karşımıza çıkmaktadır. 

Kalbin tıkanan damarlarının açılmasında kullanılan yöntemlere benzer bir tedavi yöntemi, balon sinüsoplasti yönteminde uygulanmaktadır. Sinüslerde kapalı olan delikler saptanmakta ve sönmüş haldeki balon bu tıkalı deliğe yerleştirilmektedir. Röntgen gözlemi altında, balonun doğru yerde olduğundan emin olunmasıyla, belli bir basınç uygulanarak balon şişirilmektedir. Böylece açılması ya da genişletilmesi gereken sinüs deliğinde gerekli etki oluşturulmaktadır. 

Balon sinüsoplasti yöntemi, burun içinde hiçbir dokuya zarar vermeden, kanama oluşmadan ve tampona gerek duyulmadan sinüzit tedavisini mümkün kılmaktadır. 20 dakikada uygulanan bu yöntem ile, sinüzit tedavisinde hastanede kalış ve iyileşme süreci kısaltılmaktadır. 

Balon sinüsoplasti cerrahisi, kanlı cerrahi olmaması, operasyonun oldukça etkili ve son derece güvenilir olması, iyileşme sürecinin konforlu hale gelmesi, gündelik hayata dönme süresinin kısalması gibi pek çok avantaj oluşturmaktadır. 

Balon sinüsoplasti uygulaması, her türlü sinüzit olgularında uygulanabilmekte ancak doğru seçilmiş olgularda etkili ve başarılı sonuçlar sağlamaktadır. Balon sinüsoplasti, et büyümesiyle birlikte sinüzit bulunan hastalarda, küçük sinüsleri tıkalı kişilerde ve 17 yaşından küçük kişilerde uygulanamamaktadır.